Aydınlanma çağı sürecini deneyimlediğimiz bu günlerde;
Farkındalık kazanma, tekamül, kişisel uyanış ve dönüşüm için güncel spiritüel mistik yol

Kalpterapi Yaşam Okuluna Hoşgeldiniz...

Mutsuzluk; kendini kandırdığın bir hikayeden ibarettir.

Uyanış ise; hikayeden özgürleşmektir.

TEKAMÜL NE DEMEK?

Tüm çözümlerin veya aradığınız şeyin dış dünyada değil, kendi içinizde olduğunu derin bir düzeyden algılayanlarınız olduğunu biliyorum. Çünkü içsel mekanizma her zaman yerli yerinde işler ve kendine gebedir insanoğlu. Yaşamla etkileşir, sürtüşmeler ile aslında doğum sancıları çekeriz. Sancılarla oluşan mesaja kulak vermen, ya da artık aynı arzuları tekrar tekrar deneyimlemiş olmanın boşluğunu algılamak, seni özünle birleşmenin, yeniden doğumun eşiğine doğru itmiş olabilir. Bu bilgi daha çok arzularına doğru yeterince yönelmiş ve dışsal bir kaynaktan bu boşluğun dolmayacağının farkındalığına erişmiş kişilerce ulaşılabilir olur. Bazıları da iflasa doğru giden kişiliklerinden kaynaklanan psikolojik sürecin kendilerine verdiği zarardan bunalarak, kendilerini baltalayıp yaralandıklarını idrak ederek aynı noktaya ulaşacaktır. Aydınlanma çağı tekamül süreci böylece başlar.

Eğer tekamül sürecin seni bu noktaya getirdiyse bu seslenişte sanadır, sana özel yapılıyor demektir. Ancak bu süreçlerden herhangi birinin deneyimlenmesinden sonra yardım yetişir, kişiye başka bir dünyanın (iç dünyanın) kapıları aralanır. Mistik yol açılır, spiritüel farkındalık ortaya çıkar. Böylece o güne kadar duymadığın, görmediğin gizem ve sırlar arasındaki yolculuk başlar. Çoğunluğun ise hayatlarını, bugününü yarınını, gelecek yıl ve on yıl sonrası ile aynı şekilde oluşturacağını görebilirsiniz. Dürüstçe siz, gerçek potansiyelinizin mevcut olan durumunuz olduğuna kendinizi ikna edebiliyor musunuz? Soru budur. Kaç kişi hakiki olanın, kaynağın ve çözümlerin “ben” dediğimiz dış katmanın altında bizi beklemekte olduğunun farkındadır ki?

Nihayetinde gerçek doğamız özümüzdür. Öz ve kişilik değişik şeyler değildir, kişilik Öz’den doğar ve onun içindedir. Sahip olduğumuz kişilik, bütünselliğimizin küçük bir parçasıdır. Eksiklik, kişiliğimiz ile özdeşleşerek temel doğamızı veya kim olduğumuzu unutmuş olmamızdan kaynaklanır.

İnsanın büyüyerek dönüştüğü kişi, bilincin üzerine giyilmiş bir maskedir. Bizler büyürken incinir, incindikçe korunmak için özümüzün etrafına gittikçe kalınlaşan duvarlar öreriz. Kişiliği oluşturan en önemli etkenlerden biri budur. Izdırabı yarattığımız mekanizmayı kendiliğinden tanımak güçtür. En temelinde dünyayı şu anki şekliyle yaratan sadece bizim düşünüşümüzdür. Küçük bir çocuğun gözlerine baktığınızda çoğunlukla benliğin izi yoktur, sadece parıldayan bir boşluk vardır. Ruhun özgün bireyleşmesi ancak sonradan oluşan koşullanmış benlik aşıldığında ifade edilebilir. Ancak bütün etiketlerden kurtulunca nesneleri olduğu gibi görmek mümkün olur.

Hepimiz egosal kimliklerimizle tanımlandık, korkular tarafından tüketildik ve gerçek doğamızdan koptuk. Kutsal özümüz, kısıtlı benlik yapısı ile özdeşleşerek köleleştirildi. Yüce bilgelik ve kim olduğunuz gerçeği varoluşunuzun derinlerine gömüldü ve unutuldu.

Einstein şöyle demiştir; “İnsanın gerçek değeri, öncelikle kendisini benlikten ne ölçüde kurtarabildiği ile ölçülür.” Gerçekten de insanlık tarihinde iz bırakan en büyük zekalar, sınırlı kişilik yapısının ötesindeki düşünce düzeylerine ulaşmış kişilerdir. Kendi gerçek Öz’ünden habersiz kalanlar ise, bu cehaletin sonuçlarına maruz kalmaktadır.

Farkındalığımız yeterince gelişip, tüm işlevler dengeli şekle ulaşınca mucizevi bir şey olur; egosal kimliğimizin altında yatan gerçek kimliğimizi keşfederiz. Böylece içsel rehberliğimizle iletişim kurulur. Ruhsal varlığımızın farkına varılır. Gerçek varlığımız, hayallerin ötesinde değerli, güzel ve gizemlidir. Ulaşılan sonuç; sevgi, bilgelik, yaratıcılık, anlayış, kılavuzluk, keyif, neşe, güç, sarsılmaz bir iç huzuru kalıcı şekilde deneyimlemektir.  Bugüne kadar kişiliğimizden sürekli talep etmekte olduğumuz bu nitelikler, özsel, öze ait niteliklerdir.

Ancak Öz’ün ortaya çıkmasıyla yaşam artık birbirinden kopuk, haz ve acı deneyimler dizisi olmaktan çıkmaktadır. Bu çok önemli bir bilgidir, çünkü milyonlarca yol, yöntem, gelişim, dönüşüm uygulaması mevcuttur. Böylece, özü ortaya çıkarmaya yönelik kapsamlı ve sistematik bir çalışma olmayan tüm çözüm önerilerinin beyhudeliği fark edilmiş olur.

“Özde yaşamak” kavramı çağdaş yaşam söz konusu olduğunda tuhaf ve itici gözükebilir. Ama özde yaşamanın tümüyle işlevsel ve bütün bir insan olarak yaşamak olduğunu bilmek gerekir. Hedef, benliği güçlendirmek değil, onun sınırlarını aşmaktır; ancak bunu yaparsak “Özümüzde yaşamaya” başlarız.

Bazıları şöyle düşünür; “kitaplar ile sorunlarımı aşabilir, gerekli dönüşümü sağlayabilirim.”

Hayır. Kitaplar değerli bilgi ve öneri kaynaklarıdır, yeni anlayışlar getirirler, yüreklendirirler. Ancak bilgi değişim için yeterli değildir. Böyle olsaydı en bilgili insanlar en iyi insanlar olurlardı; bunun doğru olmadığını yaşamdan biliriz. Kendi hakkımızda bir şeyler bilmek, mutlu olma ve iyi bir yaşam sürdürme yolunda bir adımdır ama bilgi tek başına erdem, mutluluk veya hoşnutluk veremez. Karşılaştığımız tüm sorunların yanıtı kitaplarda değildir; kitaplar arayışımız için gerekli cesareti de veremeyebilirler. Hiçbir zaman bu kadar fazla bilgiye erişimimiz olmadı. Fakat hiçbir zamanda bu kadar kısıtlı, kim olduğumuzdan ve nasıl yaşamamız gerektiğinden bihaber olmadık.

Kurtuluş için içimize ve derinliğimize bakmamız gerekir.

Bazıları şöyle sanmaktadır; “Öz arayışı izole bir yaşam gerektirir.” Hayır. Öz arayışı mistik yol, spiritüel gelişim yaşamdan kaçış değil, tam tersi, kendi yaradılışımıza en yüksek bilinç seviyemizden katılmaktır. Bilinç dışı dürtüler tarafından güdülmeden, içsel enerjimizin tüm gücünü arkamıza alarak aşkın olanla yaşamak demektir.

İnsanların kendi kendini dönüştürme yöntemini bilinçli bir biçimde uygulayabilmeleri için, yöntemi tıpkı okuma yazmayı ya da piyano çalmayı öğrenir gibi öğrenmeleri gerekir. Bu yüzden çalışma, adım adım uygulanan bir rehberliği sistematik olarak sunar. Amaç; mevcut kişiliğinizi geliştirmek yerine, aşkın benliğinize ulaşarak mevcut kişiliği onun emir ve himayesine sunmaktır. Böylece yeni bir insan olarak beşerliğini terk edip insanüstü bir türün ilk örnekleri olabilmeye kadar uzanan bir yolculuğun serüveni başlamış olur.

Hangimiz dünyanın daha iyi bir yer olmasını istemez? Kim sonraki nesillerin daha sevgi dolu, huzurlu olmasına katkı sağlamayı, kendi payına düşeni yapmayı istemez? Bizim varlık sebebimiz; ait olduğumuz türün ve doğanın yaşamına ve geleceğine kendisinin katabileceği o özel faydayı sunmaktır.

Bizler, kendi hayatlarımızdan başlamak üzere, tüm hayatları olağanüstü kılmaya muktediriz. Öz’ün ışığıyla aydınlanmış bir zihin, tüm ışığını kendiliğinden etrafa yaymaktadır. Daha da üstün olan ise; kendi ışığını şuurlu ve ortak bir çalışma ile varlığa sunmaktır. Böylece içerisinde çatışma ve savaşın olmadığı zihinlerden sevgi ve bütünleşmiş bir dünya oluşabilir. Oysaki sahte benlik kendini çatışmalarla ayakta tutabilir. Tüm dünyaya yansıyan kişisel uyanışın şimdiki zamanda ve bu coğrafyadaki sorumluluğunu hep beraber yerine getirmek değil midir varlık sebebimiz?

Tüm çağlarda aynı amaç için bir araya gelmiş insanlar ve yollar olmuştur. Lakin artık aradan binlerce sene geçmiş, günümüz yaşantısı ve zihin yapısı oldukça değişmiştir. Varlığın şimdide, tam olarak bu anda ve burada tekamül ettiğini unutmamak gerekir.

Dikkat çekilmesi gereken husus; çoğu insanın kendini zaten özgür, bilinçli ve tam olduğunu düşünmesidir. Ama zaten sahip olduğunuza inandığınız şeye ulaşmak için neden çabalayasınız ki? Uyanışın mümkün olabilmesi için, kişiliğinizle özdeşleşmenin size sunduğu sonuçları algılayabilmiş olmanız gerekir.

Bizimle irtibata geçmek için; info@kalpterapi.com adresine mail atabilirsiniz.

ÇALIŞMA ETAPLARINI İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kalpterapi Tekamül Deneyimleri

Nurçem KoçYönetici Asistanı
29 yaşındayım, doğuştan dizlerimin altı felçli. Son 4 senedir engelim sebebiyle birçok şeyi daha denemeden yapamam deyip kestirip atardım. Ama Sezer hocanın eğitimine katıldıktan çok kısa bir zaman sonra bir akşam evde yalnızken mutfağa gittim, kendime kahve yaptım hatta ertesi günün kahvaltısını bile hazırlayıp dolaba koydum. Bunlar 4 yılın ardından benim için mucize. Bir diğer gelişme ise şarap tadımı için gittiğim Urla’daki tesiste engelli girişi yoktu. Orada 10 basamaklı bir merdiven vardı. Eski ben olsa bu sahneyi görür görmez ben arabada oturayım derdim ama yapmadım. Yürüdüm merdivenlerden indim ve tesisin tadını çıkarttım. Kalpterapi Yaşam Okulu gerçekten insanların hayatına dokunuyor. Tekamül ettiğini görmek ne güzel. Sezer Hoca’ya çok teşekkür ederim.
Ahmet Ulus ÇelikerÖğretmen
Sezer Bey ‘in sisteminde insan, bedensel, ruhsal ve enerjetik olarak çok boyutlu şekilde ve bilimsel olarak ele alınıyor. Ayrıca bunu batı menşeili new age dinleri veya doğu guruları, spirituel üstatlar gibi yapmıyor. Bu toprakların mayası olan sufizmden de besleniyor. Fakat bunların hepsi bilimsellik potasında, ölçüsünde şekillendiği için başarıya ulaşıyor. Uzun yılların travmaları bir anda çözülemez, kararlı ve disiplinli bir çalışma gerekir. İyi haber şikayetçi olduğunuz, kurban bilincinizden veya kendini sabote eden kişilikten, hayatta başınıza sürekli aynı şeyleri tekrar tekrar çeken şikayet eden sızlanan yapınızdan kurtuluyorsunuz. Artık yaşamı rahat bırakarak, tevekkülle ve huzurla yol alıyorsunuz. Aşırı kontrolcü yapınız törpüleniyor ve yerine daha nötr bir durumuna geçiyorsunuz. Eline aldığı çamuru usta dokunuşlarla şekillendiren bir heykeltraş gibi, sizi en güzel halinize, fabrika ayarlarına, fıtratınızdaki o en güzel halinize çeviriyor. Huzurlu, mutlu, dingin, sağlıklı bir insan olma yolunda, hayatımın en zor döneminde karşılaştığım Sezer Bey’e sonsuz şükranlarımı sunarım.
- Gülçin AkhanYoga Eğitmeni
10 Yılı aşkındır yoga yapıyor ve tekamül yolumda bir Üstad arıyordum. Nihayet bu arayışım Kalpterapi ile son buldu. Bir seneyi aşkındır Sezer Hoca ile çalışıyorum. Bir kabuğumuz (kişiliğimiz) var ve biz dünya ile bu kabuk vasıtasıyla iletişimde oluyoruz. Fakat insan bu kabuğa ben dese de, sadece bu kabuktan ibaret olmadığını algılayabiliyor. Sezer Hoca yavaş, yavaş o kabuktan sıyrılmanıza, adeta yeniden doğmanıza rehberlik ediyor… Bu rehberlik olmadan zihnin labirentlerinde yönümüzü kaybediyor, çıkış yolunu bulamıyoruz. Çocukluğumuzdan itibaren nasılda zihinsel kalıplar ile dolduruluyoruz ve bu şekilde hakikatten uzaklaşıyoruz. İçimin nasıl dolu olduğunu, kap boşalmadan da Hakikat’e yaklaşılamayacağını gördüm, yaşadım. Farkındalığım çok arttı. Kendimi tanıdım, kendimle ilgili birçok zannımın farkına vardım. Psikolojik sağlığın, travma çözülmelerinin, kendini kandırmamanın tekamül yolunda ne kadar önemli hatta şart olduğunu fark ettim. Uyandıran, besleyen, yenileyen, sonsuz hoşgörü ve sevgi… Herkese tavsiye ederim çünkü sağlıklı bir psikoloji ve zihin herkes için çok önemli.
- Nuresen ÖzbudaklıFirma Sahibi
Facebook’ta öneri üzerine takip etmeye başladım. Düşündürücü ve yaşamımı yeniden sorgulamamı sağlayıcı paylaşımları vardı. İlerleyen dönemde tanışmaya karar verdim. Deneyimiyle edindiği bilgeliği ile önce tasavvuf ve sonra psikolojiyle harmanlamış her şeyiyle özel biri. Neden ona, ¨dokunduğu hayat artık aynı kalamaz¨ dediklerini çok iyi anladım.  Ayakları yere basan özel çalışmasıyla içsel yolculuğumuzda bizlere eşlik ediyor. Sizi tüm katmanlarınıza kadar okuyor. Öyle ki siz bile kendinizi o derece tanımadığınızı anlıyorsunuz. Sonra kendinizi sabote eden travma, inanış gibi bakış açınıza yön veren doneleri tespit edip düzenliyor. Adeta sizi kendinizin önünden çekerek işe başlıyor. Sonuç mucize gibi.
- Elif SertDialer
Hayatımın zor bir döneminde sıkışıp kalmıştım. Psikolojim de pek iyi değildi. Güç ve cesaretim kalmamıştı. Sezer Bey tam o dönemde karşıma çıktı. Şimdi düşündüğümde asla tek başıma yapamayacağım yaşamsal dönüşümü bir çırpıda yapma cesaret ve gücüne ulaştırdığını görüyorum. Yaşamım ve dünyaya bakışım büyük ölçüde değişmişti. Sezer Bey beni, kendi içimdeki benden daha büyük kısmımla iletişime geçirdi. O, ne yaptığını bilen ve bilimsellikten asla taviz vermeyen bir profesyonel. İnsanların sömürülmeye müsait olduğu bu alanda kendisine ulaşabilmiş olmaktan mutluyum. Teşekkür ederim.
- Zeynep Oya KonukOptisyen
Uzun yıllardır spiritüel ve meditasyon çalışmaları yapıyorum. Artık pek de ilerleme kaydedemediğimin farkına vardığım bir dönemde, Kalpterapi sistemi ve Onun yaratıcısı hocam Sn. Sezer Zeren Bey’le tanıştım. Sezer Hocamın, gerek yüzyüze terapileri, gerekse o varlığın içsel kaynağından taşan sohbetleri sayesinde, uzun yıllardır değiştirmek için uğraştığım bir çok bakış açımın dönüştüğünün farkına vardım. Belki de çok uzun yıllar sürecek bir tekamül sürecini bir gün kadar kısa bir zaman diliminde yaşadım. Tüm sohbetlerimizde, egosal kimlik katmanlarımın ötesindeki özvarlığıma dokunarak, neleri değiştirip dönüştürmeye ihtiyacım olduğuna ayna tuttu. Çok özel deneyim ve idrakler yaşamama katkısı olduğuna şahit olduğum Kıymetli Sezer Hocama en derin minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Bu çok özel ve kısa sürede sizi dönüştürecek kalpterapi çalışmalarına katılmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. 19 Ocak 2018
- Elif BayramÖğretmen
Gelişim benim için önemli bir kavram. En çok keyif aldığım şey ise öğrenmek ve öğrendiklerimi hayatıma geçirme gayreti içerisinde bulunmak. Bu noktada kalpterapi sistemi ile tanışmak harika oldu. Tekamül yolunda az zamanda çok büyük yol aldığımı gözlemlemek mutluluk verici. Zararlı alışkanlıklarıma dur diyebilme iradesini, doğru bildiklerimi uygulama azmini buldum içimde. Sigarayı sanki senelerdir hiç içmemişim gibi kolaylıkla bırakabildim. Kaybetmiş olduğum kendine güveni yeniden kazanmak ise harikaydı. Hepsinden önemlisi ise, beynimi kurcalayan takıntılardan kurtulmuş olmamdır. Bana kalpterapiyi soracak olursanız; kadim bilgelik sırlarını kapsayan, içinde evrensel kültürel kodları barındıran ve tarihi bilgelik motifleri ile süslü bütünsel bilgeliktir derim. Öğretileri; hayatta karşılığını bulan, hayatın kendisini bulduran bir form ve içerikte. Bu yüzden kalpterapinin, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği geniş bir yelpazeye sahip olduğunu düşünüyorum. Sezer Bey’e teşekkür ediyorum.