Sezer Zeren Hakkında

Ben; basitçe kişiliğin üzerimde etkinliğini yitirmesi ile ilginç bir deneyim yaşamış kişiyim. Bu deneyimi ancak mucizevi ve olağanüstü olarak tanımlayabiliyorum. Sahte benliğin ortada olmadığında deneyimlenen harika bir varoluş durumu. Deneyimi yaşadığımda bana ne olduğuna tam olarak anlam veremiyordum. Sanki ölmüşüm ve başka biri olarak yeniden doğmuşum gibiydi. Tüm deneyim sürecimi o günden itibaren inceledim. Benden önceki kişi ve yolları araştırdım. Bu sırada evrenin, varoluşun ve insanın ne olduğunun sırları bir şelalenin kuvvetli akışı gibi üzerime boca oluyordu. Tüm bunlarla beraber büyük bir kavrayış hemen hemen her şeyi önceden seziş, düşüncelerimin hızla gerçekliğe geçişini hayret ve şaşkınlıkla izlemekteydim. Bir süre sonra şaşkınlık geçti. Sınırsız içsel bilgeliğin, dış kaynaklardan gelen bilgilerle onaylanması ve pekiştirilmesi şeklinde bugüne değin uzanan bir akış devam etti.

Araştırmalarımda gördüm ki, eski yollar ancak eski zihinler ve eski yaşamlar için etkiliydi. Oysa bugünün zihnine, koşullarına ve yaşamına uyumlu değillerdi. Etkinliğini güncelliğiyle kaybetmiş olmaları herhangi bir sebeple arayış içerine giren kişilere yeterli gelmiyordu. Ayrıca standart uygulamalar sadece bir yere kadar kişiye fayda sunmaktaydı. Sonrasında kişinin kişiliğine, kendisine has yol ve yöntemler kullanmadan sahte benliği aşmak boşa kürek çekmek demekti.

Oluşan olağanüstü birikimin sorumluluğunu üzerimde hissetmeye başladım. Deneyimi sistematikleştirip bugünün insanının deneyimine sunmak, oluşan yüksek farkındalığın bir sorumluluğu, borcu ve insanlık göreviydi. Tüm bunları kendime saklamak sadece bir bencillik olabilirdi. Bu sebeple kalan tüm yaşamımı, yaşadığım deneyim ve yüksek bilinçlilik halini herkesin deneyimlemesi için çalışmaya adadım.

Psikoloji ve nöroloji ilimleriyle, kişisel deneyimimin analizini harmanladım. Spiritüellik içermeyen psikolojinin anlamsız kalması ve psikolojik çalışmadan yoksun spiritüelliğin ise, kibir ve yanılsamalara yol açtığını anlamak bu düzeyde çok önemliydi. Her iki durum da sadece düş kırıklığına ve aldatmacaya sürüklemekteydi. Bu nedenlerden dolayı çalışma, spiritüellik ile psikolojinin pekiştiği güncel bir çalışma haline geldi.

Ayakları yere basmayan, bilimsellikten uzak, sebep sonuç ilişkisiyle açıklanamayan, realiteden uzak hiçbir parçayı çalışmaya eklememek en önemli kriterim oldu.

Diyeceğim o ki; sizde kişiliğiniz içinde uyuyorsunuz ve siz de benim gibi uyanabilirsiniz. Uyanmış insan, yeniden doğmuş aşkın insandır. Uyanmış bilinç olmadan, kısıtlı benlikle ulaşılan her bilgi tehlikeli ve yüce bilgelikten kopuktur. Benlikle çarpıtılmıştır. Algıda seçiciliğin ortadan kalktığında ise deneyimlenen, öncesinde dünyaya dar bir pencereden bakarken, şimdi tüm duvarların yıkılmasıyla görünen manzaraya benzer. Hayat böylece bir mucizeye dönüşür. Büyük resim hep orada gözünüzün önündedir. Kişiliğin gündemi ile özdeşleşmekten kurtulunca aşkın güçlerimiz etkin olurlar. Çünkü algılar, düşünceler, duygular ve içgüdüler son derece etkinleşip birlikte çalışmaya başlamışlardır.

İnsan için kişiliğinin hayal bile edemeyeceği bir yaşantı mevcuttur. Nitekim gerçek doğamızı keşfedince ve aslında özün kendisi olduğumuzu kavrayınca aramakta olduğumuz tüm soylu niteliklerin zaten orada ve bizim parçamız olduğunu deneyimleriz.

Başka bir açıdan bakıldığında bu, bir bilinç halinden başka bir bilinç haline geçiştir; diğer bir açıdan bakıldığında ise bu, tüm kalıplardan giderek kurtulma eylemidir.

Benim kim olduğum, ünvan ve etiketlerim hiç önemli değiller. Kendimi sana şu şekilde tanımlamak isterim. Aşkın benliğine kavuşmasıyla beraber, kişiliği daha yüksek olana, aşkın nefse teslim olmuş olan bir hücreyim. Sadece bir hücreyim tek olan varlığın bedeninde ve tam bu zaman diliminde bedenlenmiş olan. Varlık sebebim ise; tıpkı bir hücre gibi diğer hücrelerle sürekli bir etkileşimle esas olan tek vücuda hizmet etmektir. Bu hizmet ancak ayrıştırıcı sahte kişiliğin prangalarından kurtulma yoluyla oluşan evrensel sevgi ile gerçekleşebilir. Seni de tüm dünya bilinçliliğini etkileyecek olan kişisel kurtuluşuna davet ediyorum. Tabi ki bu ancak mevcut olan kapasitenin bu olmadığını algıladığında veya nesnel arayışların son bulduğunda ulaşılabilecek bir durum. Eğer sen bu durumda isen, sen hazırsan, çalışmada şu anda senin için burada hazır.

Sezer Zeren

Sezer Zeren Kimdir?

1972 yılında Zonguldak Ereğli’de doğdu. Lisans eğitimini tamamlamış ve  klinik psikoloji yüksek lisans eğitimi almıştır.

2014 yılında « Yaşama Sanatı» adlı kitabını kaleme alan Sezer Zeren, güncel ve bilimsel bir temele inşaa ettiği bu özel çalışmayı paylaşmak için kalpterapi eğitim sistemini oluşturmuş ve Kalpterapi Yaşam Okulunu kurmuştur.

Daha sonra Zeren, Kalpterapi Yaşam Okulu’nun öğrencilerinin psikolojik durumlarının, bilinç seviyelerinin, kişilik yapılarının zaafları ve gelişme yöntemlerinin tespitinde kullanılmak üzere, hakikatim.com sitesini kullanıma açmıştır.

Hakikatim teşhis ve tespitleri, kişiyi ailesinin ve kendisini tanıma derecesinden çok daha fazla bilgiye sadece bir dakikada ulaştırmaktadır. Tabi ki sadece test platformu tabanlı bir sistemle objektif sonuçlara ulaşabilmek mümkün değildir. Lakin önemli derecede veriye ulaşılabilmektedir.

Halen, kalpterapi bünyesi altında çalışmalara devam etmektedir.

Kendisiyle isterseniz, info@kalpterapi.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.